Tepedelenli Ali Paşa

 

Tepedelenli Ali Paşa
Ali Paşa Butrint Gölü'nde, Louis Dupré tarafından resmedildi.

Tepedelenli Ali Paşa (Arnavutça: Ali Pashë Tepelena, Osmanlıca: تپه دلنلی علی پاشا; y. 1740 - 24 Ocak 1822), Batı Rumeli'nin büyük bir bölümü olan Yanya Paşalığı'nın Osmanlı paşası olarak görev yapmış bir Arnavut yöneticiydi. Yanya Aslanı olarak anılırdı.

{tocify} $title={İçindekiler}

Hakkında bilgi nedir?

Unvan
Yanya Paşası
Görev süresi
1788 – 1822
Doğum
1740
Tepedelen, Delvina Sancağı,
Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm
24 Ocak 1822 (81–82 yaşlarında)
Yanya, Yanya Paşalığı,
Osmanlı İmparatorluğu
Vatandaşlığı
Osmanlı İmparatorluğu
Evlilik(ler)
Emine
Kyra Vassiliki (1808)
Çocuk(lar)
Muhtar · Veli · Selim
Takma adı
Yanya Aslanı


Tepedelenli Ali Paşa imzası
Tepedelenli Ali Paşa imzası

Kökeni

Kökeni gibi doğum tarihi de tartışmalı olup Yanya'nın kuzeybatısında yer alan Tepedelen'de muhtemelen 1740 veya 1744'te dünyaya geldi. Döneminde yazılmış bazı kaynaklarda tarihin 1750-1751 olarak gösterilmesi dikkat çekicidir. Atalarının XVII. yüzyılda Kütahya'dan göç etmiş Nazif isminde bir Mevlevî dervişine dayandığına veya Yıldırım Bayezid zamanındaki Arnavutluk seferine katılıp orada yerleşen Anadolu kökenli Türk fâtihlerinden geldiğine dair bilgilerin doğruluğunu araştırmak mümkün olmamakla beraber tevcih edilen üç tuğlu paşalık beratında kendisinden Anadolulu Ali diye bahsedilmektedir.

Yaşamı

Tepedelenli Ali Paşa 1744 yılında bugünkü Arnavutluk'un Tepelen (Arnavutça: Tepelena) kasabasında doğdu. Zengin ve nüfuzlu bir ailenin çocuğu olmasına rağmen 1758 yılında babasının öldürülmesinden sonra ailesi nüfuzunu büyük ölçüde kaybetmişti. 1768 yılında zengin bir paşanın kızıyla evlendi ve Osmanlı Devleti hizmetinde hızla yükselmeye başladı. 1788 yılında Yanya valiliğine getirildi.

Gücünün artması

Bu dönemde bölgedeki Rumlar Filiki Eterya Derneği gibi dernekler kurarak Osmanlı Devleti'den bağımsızlıklarını kazanmak üzere çalışmalara başlamışlardı. Tepedelenli Ali Paşa bu bağımsızlık hareketlerini bastırmak için sert önlemler aldı. Fakat Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki zayıflığından yararlanarak Arnavutluk ile Yunanistan arasındaki Epir bölgesinde nüfuz bölgesini genişletti. Osmanlı Devleti'nden yarı-bağımsız bir şekilde davranmaya başladı. Değişik Avrupa ülkeleriyle çıkarlarına göre doğrudan ilişkiler kurdu. 1809 yılında İngiliz yazar/şair Lord Byron Tepedelenli Ali Paşa'yı ziyaret etmiş ve bu ziyareti yazılarına konu almıştır. Ayrıca Fransız yazar Alexandre Dumas Monte Cristo Kontu romanında Tepedelenli Ali Paşa'nın kızını konu almıştır. Osmanlı Devleti Tepedelenli Ali Paşa'nın gitgide artan gücünden rahatsız olmakla birlikte başka sorunlarla uğraşmaktan dolayı uzun süre fazla bir şey yapamadı.

Spyridon Ventouras tarafından yapılan Tepedelenli Ali Paşa portresi
Spyridon Ventouras tarafından yapılan Tepedelenli Ali Paşa portresi

Osmanlı Devletine isyanı

Tepedelenli Ali Paşa'nın oğullarıyla birlikte bağımsız bir devlet kurma aşamasına gelmesi üzerine II. Mahmut mühürdarı Mehmet Sait Halet Efendi'nin de etkisiyle Tepedelenli Ali Paşa'yı görevden aldı. Fener Rum Patrikhanesi'nin de II. Mahmut'un bu kararı üzerinde etkili olduğu söylenir. Tepedelenli Ali Paşa bu kararı dinlemedi ve bir isyan başlattı. Bu isyanı bastırmak üzere II. Mahmut sadrazam Hurşit Ahmet Paşa'yı Tepedelenli Ali Paşa'nın üzerine gönderdi. Bulunduğu yerden ayrılmama yasaklarını çiğnedi ve Osmanlı Devleti'ne gard aldı. Hurşit Ahmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa'nın işgal ettiği yerleri geri alarak Tepedelenli Ali Paşa'nın oğullarıyla birlikte ordusunu yendi. Canına dokunulmaması şartıyla 24 Ocak 1822'de teslim olsa da, ileride tekrar isyan çıkarma riskine karşı olarak bu karar bozuldu ve idam edilmesi kararına varıldı. Bu haberi alınca silahına davrandığı için, kurşunla vurularak öldürüldü. Tepedelenli Ali Paşanın vücudu Yanya'daki Fethiye Camii avlusunda bulunan karısı Ümmügülsüm Hatun'un üzerine defnedildi, kesilen başı ise İstanbul'a gönderildi.

Tepedelenli Ali Paşa'nın mezarı
Tepedelenli Ali Paşa'nın mezarı

Tepedelenli isyanının sonuçları

Bu isyan böylece bastırılmış olmasına rağmen ortaya çıkan kargaşa bağımsızlık isteyen Rumların işine yaradı. Gitgide örgütlerini güçlendirdiler ve taleplerini arttırdılar. Sonunda 1829 yılında Yunanistan, Rusya'yla yapılan Edirne Antlaşması'yla bağımsızlığını kazandı.

Yorum Gönder

🚨 Önemli: Yorum Yapmadan Önce Okuyunuz
  • ✔ Yorumlarınız *Türkçe yazım kurallarına uygun*, saygılı ve konuyla alakalı olmalıdır.
  • ✖ Küfür, hakaret, reklam ve spam içerikli yorumlar *yayınlanmayacaktır*. Denetim süreci uygulanır.
Daha yeni Daha eski
💬