Eski Türkçe, Türk yazı dilinin ilk dönemidir. Dönem Orhun Türkçesi ve Eski Uygur Türkçesi olmak üzere iki altdönemde incelenir. Orhun Türkçesinin kesin tarihlere dayandırılabilir ilk belgesi olan ve VIII. yüzyılın ortalarına tarihlenen Orhun Yazıtlarından Uygur Türkçesinin tarihe karıştığı XIII. yüzyıla değin sürer. Doğu Asya'dan Doğu Avrupa'ya dek önemli bir coğrafyada konuşulduğu anlaşılmaktadır. İlk dönemlerinde yabancı etkilerden epey uzak ve dönemin diğer dillerine göre oldukça yalın olduğu, Uygur çağında git gide zenginleştiği ve yabancı dillerden etkilendiği anlaşılmaktadır. Dil XIII. yüzyılda ölse de türlü Türk toplulukları tarafından yazı dili olarak kullanıldığı XVII. yüzyıla tarihlenen Altun Yaruk nüshasından anlaşılmaktadır.
{tocify} $title={İçindekiler}
Hakkında bilgi nedir?
- Şaz Türkçesi Öbeği
- Sibirya Altöbeği
- Eski Türkçe
- Eski Türkçe
Eski Uygurca
![]() |
| Ongin Yazıtından Bumin Kağan'a övgü içeren bir parça |
Günümüze ulaşmış veri
Eski Türkçe ile yazıldığı anlaşılan en eski metin 7. yüzyıldan (687 yılı) kalma Çoyr Yazıtıdır. Çoyr yazıtını takip eden pek çok yazıtın ardından ebedi dille yazılmış ve kesin tarihlendirilebilen ilk yazıt olan Orhun Yazıtları gelir. İkinci Göktürk Kağanlığının yıkılışının ardından bölgeyi dolduran Uygur Kağanlığı zamanında türlü yazı sistemleriyle yazılmış pek çok yazıt ve metin elimize ulaşmıştır. Eski Türkçeyle ilgili ilk akademik çalışma Kâşgarlı Mahmud'un Kitâbü Cevâhiri'n-Nahv fî Lugâti't-Türk adlı ve günümüzde kayıp olan eseridir. Bunun yanında bir Kaşgarlı, Eski Türkçe için Dîvânu Lugâti't-Türk adlı bir sözlük de yazmıştır.
Orhun Yazıtları Türk tarihinin bilinen ilk edebi metinleridir. Yazıtlara "ebedi taş" anlamına gelen beŋgü taş denmiştir. İkinci Göktürk Kağanlığı döneminde dikilip toplamda 3 taştan ibaret olan yazıtlar tarihlerine göre sırasıyla Kül Tigin, Tonyukuk ve Bilge Kağan'a aittir. Yazıtların her biri dikildiği kişinin yaşam öyküsünü, alpliklerini anlatır. Tonyukuk dışındaki yazıtlar sahiplerinin ölümü üzerine dikilmişken Tonyukuk yazıtı daha Tonyukuk'un sağlığında dikilmiştir. Orhun Yazıtları, edebi niteliği ve değeri sayesinde Eski Türkçenin çözülmesinde kilit taşı olmuştur.
Uygurca Yazmalar burkancı, maniheist ve nesturi Uygurlardan kalan metinlerdir. Metinlerin pek çoğu Yenisey Kırgızlarının Uygur Kağanlığını çökertmesi sonucu Turfan, Koço ve Kansu'ya göçen Uygurlar tarafından yazılmıştır. Metinler arasında günlük yaşam belgelerinin yanı sıra pek çok da dini konulu olanlar vardır. Bu dini metinler yukarıda da değinildiği üzere budizm, maniheizm ve az da olsa nesturilikle ilgilidir. Dini metinlerin çoğu Sanskritçe, Soğdca, Toharca, Çince ve Süryanice'den çeviridir ve çevrilen yapıtlara Uygur din adamları tarafından pek çok ekleme yapmıştır. Bu metinler nedeniyle Uygurca'ya metinlerin çevrildikleri dillerden pek çok sözcük girmiş ve Eski Türkçe var olan köklerden yeni sözcükler türetilmiştir. Bugün elimizde bulunan metinler bir dizi seri halinde yayımlanmıştır. Bu seriler arasında en bilinenler Albert von Le Coq tarafından hazırlanan ve mani metinlerini içeren Manichaica; Annemarie von Gabain, Willi Bang-Kaup ve Reşit Rahmeti Arat tarafından hazırlanan Türkische Turfantexte ve Berliner Türkische Turfantexte'dir.
Ortaya çıkarılışı
Eski Türk yazıtlarının keşfi ve çözümlenişi
1709'da Strahlenberg adlı İsveçli bir Subay Sibirya'da Uybat III adı verilecek bir yazıt keşfeder. Bu yazıt, Türkçe tarihinin keşfedilen ilk yazılı belgesidir. Strahlenberg'in keşiflerini Stockholm'de yayımlamasının ardından batı dünyası bölgeyi araştırmaya başlar. İlk kez bir Fin kurulu, ardından da Rus kurulu bölgeyi araştırmaya gönderilir. Rus kurulundan Nikolay Yadrintsev Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarını gün yüzüne çıkarır. Yine Rus kurulundan olan Y. N. Klements de Tonyukuk yazıtını keşfeder. Bu keşiflerin ardından irili ufaklı yüzlerce taş da gün yüzüne çıkarılmıştır.
Fin kurulu dönüşlerinde Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının kopyalarını yayımladı. Bu yayımlarda Kül Tigin yazıtının Çince yüzünün çevirisi de verildi. Çeviriden yazıtın bir Türk tigininin anısına dikildiği anlaşılınca Ünlü Türkologlar Vasili Radloff ve Vilhelm Thomsen eşzamanlı olarak yazıtları deşifre etme çalışmalarına başladı. Thomsen, 15 mart 1893 yılında Orhun Yazıtlarının çözümlemisini resmen açıkladı. Thomsen'in bu adımının ardından Radloff Erste Lieferung adlı yapıtının birinci bölümünü yayımladı. Radloff, eserinde aceleci davrandığı için pek çok hata yaptı. Thomsen ise Inscriptions de l'Orkhon et de déchiffrées adıyla yayımladığı eserinde hataya yer vermeksizin yazıtları başarıyla tahlil etti.
Radloff, Çalışmasının devamını 1899'da paylaştı. Bu yazısında Bain-Tsokto mevkisinde bulunan Tonyukuk yazıtının kopyasını ve çevirisini de verdi. Böylece üç büyük bengü taşın da, Eski Türk yazısının da çözümlemesi tamamlanmış oldu.
![]() |
| Orhun Yazıtlarının çözümlenmesinde çalışmış iki büyük Türkolog Vasili Radlov ve Vilhelm Thomsen |
Uygur Yazmalarının bulunuşu
1890 yılında Doğu Türkistan'da bulunan bir İngiliz subay, köylülerden üzerinde Sanskritçe yazılar bulunan bir ağaç kabuğu satın alır ve bunu ülkesindeki şarkiyat enstitüsüne götürür. Bu keşfin Sanskritçenin tarihini 600 yıl geriye götürdüğü anlaşılınca bölgeye muazzam bir ilgi toplanır. Bölgeye akın akın gelen Avrupalı ve Japon araştırmacılar (Albert Grünwedel başkanlığında ve A. A. von le Coq başkanlığında ayrışar iki Alman kurulu, Paul Pelliot başkanlığındaki Fransız kurulu, Rus araştırmacı Sergey Malov ve Kont Otani başkanlığındaki Japon kurulu) ülkelerine sandık dolusu yazmalarla dönerler. Bu sandıkların içinde hayli Uygur yazmaları da vardır. Daha önce de yöreye gelmiş ve sandıklar dolusu yazmayı İngiltere'ye götürmüş olan Macar asıllı araştırmacı Aurel Stein yeniden bölgeye gelir ve Bezeklik Mağaraları'na gider. Manastırların koruyucusu rahip Stein'e önce bir yazma vermiş, ancak ardından pişman olarak mağaraya gömülü kütüphaneyi iyice gizlemiştir. Stein uzun uğraş sonunda rahibi ikna edip kütüphaneye girince karşısında neredeyse her dilden binlerce yaprak yazmayla karşılaşır. Stein aralarında Irk Bitig ve Sekiz Yükmek'in de bulunduğu tonla yazmayı ülkesine götürür. Böylece Eski Uygurca da gün yüzüne çıkarılmış olur.
![]() |
| Uygurca Vasiyetname |
Yazım
Eski Türkçenin ilk devresi olan GökTürkçe Eski Türk yazısı dışında başka bir sistemle yazılmadı. Göktürklerin ardından gelen Uygurlar eski yazıyı kullanmayı bıraktı ve bunun yerine bir dizi alfabeye geçtiler. Uygurlar dillerini yazabilmek için Soğd, Mani, Brahmi, Estrangelo ve Tibet gibi pek çok ebcedi ve hece yazısını denedi. Bu yazıları kısa bir dönem kullandıktan sonra Soğd yazısından geliştirdikleri Uygur yazısını kullanmaya başladılar.
![]() |
| Vilhelm Thomsen'e ait Eski Türk Yazısını açıklayan Tablo |
Eski Türk Yazısı pek çok yazıtta görülen hece yazısı ve alfabe karışımı bir sistemdir. Kökeni hakkında çeşitli düşünceler mevcuttur. Sistem Orhun Yazıtlarını çözen Türkolog Vilhelm Thomsen’e göre Arami yazısından türetilmiştir. Bir diğer yandan bir dizi damganın (/ok/ ve /uk/, /äl/, /ot/) piktogramlardan geldiği de kesindir.
Orhun alfabesinin Bilge ve Kültigin yazıtlarında kullanılmış düzenli halinde 38 damga bulunmaktadır. Bunların dördü ünlü, 26'sı ünsüz ve kalanı birleşik sesleri yazmakta kullanılmıştır. Ünlü harflerin nasıl okunması gerektiği kimi harflerin ince ve kalın ünlülere göre farklı yazılmasıyla belirginleştirilmiştir. Ancak bazı ünsüzler bu durumdan dışlanmıştır.
![]() |
| Bilge Kağan Yazıtının Gazi Üniversitesindeki Kopyası |
Orhun yazısının ilk kez ne zaman kullanıldığı bilinmese de yazı MS VIII. yüzyılın yarısına değin kullanılmıştır. Alfabenin kullanıldığı en bilindik yerler Orhun yazıtları, Yenisey Yazıtları ve Irk Bitig'dir.
Uygur Alfabesi ilk kez MS IX. yüzyılda görünmüş ve Soğd alfabesinden türetilmiş bir alfabedir. Toplamda 18 ayrı harften oluşur. Orhun alfabesinde olduğu gibi 18 harfin dördü ünlüdür ancak ünlülerin kalın mı ince mi okunacağını belirginleştiren imler içermez.
![]() |
| Uygur yazısıyla yazılmış metin |
Türkler Uygur Alfabesine geçmeden önce Soğdya'dan gelen Soğd ve Mani, Hindistandan gelen Brahmi ve Tibet’ten gelen Tibet yazılarıyla pek çok belge bırakmış ve ardından kendi yazılarını geliştirmişlerdir. Geliştirdikleri yazı Orhun yazısının tersine Türklerin çoğunluğunun İslamiyete geçişinin ardından kullanılmaya devam edilmiştir. Uygurların ardından Karahanlılar, Moğol İmparatorluğu, Timur İmparatorluğu ve diğer türlü devletlerce kullanılmıştır.
Alfabe yukarıda da belirtildiği üzere 18 harflidir. Bu 18 harften dördü ünlülerin yazımında kullanılmıştır. Ancak Orhun yazısının aksine ünlülerin nasıl okunacağını belirten ince ve kalın ünsüz ayrımları yapılmamıştır. Harflerin birbirine oldukça benzemesi ve kimi ayrık ünsüzlerin aynı harfle gösterilmesi de okunmasını çetrefilleştirmektedir.
Uygur yazısıyla yazılmış en bilindik eserler budist sutra ve öykü çevirileri ve bu çevirilere yapılan ekler, maniheist metinler, tapu senetleri, alındılar, fermanlar ve Kutadġu Bilig'in Uygur harfli Herat yazmasıdır.
Örnekler
Kül Tigin Yazıtı Doğu Yüzü 1. - 5. Satırlar
| Metin | Uyarlama | Çeviri |
|---|---|---|
| 𐰇𐰕𐰀: 𐰚𐰇𐰚: 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰽𐰺𐰀: 𐰖𐰍𐰕: 𐰘𐰼: 𐰴𐰃𐰞𐰦𐰸𐰑𐰀: ... | Üze kök teŋri asra yaġız yér kılındukda ékin ara kişi oġlı kılınmış. Kişi oġlınta üze eçim, apam Bumın Kaġan, İstemi Kaġan olurmış. | Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında ikisi arasına insan soyu yerleştirilmiş. İnsan soyuna atam Bumın Kağan ve İstemi Kağan kağan olmuş. |
| 𐱅𐰇𐰼𐱅: 𐰉𐰆𐰞𐰭: 𐰴𐰆𐰯: 𐰖𐰍𐰃: ... | Tört bulıŋ kop yaġı ermiş. Sü sülipen tört bulıŋdakı bodunıġ kop almış. | Dört yandaki uluslar hep düşmanmış. Ordu sevk ederek hepsini kendine bağlamış. |
| 𐰃𐰓𐰃: 𐰆𐰴𐰽𐰕: 𐰰𐰇𐰚: 𐱅𐰇𐰼𐰰: ... | idi oksuz Kök Türük ança olurur ermiş. Bilge kaġan ermiş, alp kaġan ermiş. | Göktürk devleti düzenliymiş. Kağanı bilgeymiş, alpmiş. |
| 𐰚𐰼𐰏𐰚: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰾: 𐰖𐰆𐰍𐰲𐰃: ... | Yoġçı, sıġıtçı; öŋre kün toġsıkda Bökli Çöllüg Él... | Doğudan batıya pek çok halk gelerek yas tutmuş. |
| 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰆𐰍𐰞𐰃𐱃𐰃: ... | biligsiz kaġan olurmış erinç, yablak kaġan olurmış. | Bilgisiz ve kötü kağan tahta çıkmış. |
Tonyukuk Yazıtı Batı Yüzü 1. - 5. Satırlar
| Metin | Uyarlama | Çeviri |
|---|---|---|
| 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐱃𐰆𐰪𐰸𐰸: 𐰋𐰤: 𐰇𐰕𐰢: 𐱃𐰉𐰍𐰲: 𐰃𐰠𐰭𐰀: 𐰶𐰠𐰦𐰢: 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰴𐰀: 𐰝𐰇𐰼𐰼: 𐰼𐱅𐰃: | Bilge Toñukuk ben, özüm Tabġaç éliŋe kılındım. Türk bodun Tabġaçka körür erti. | Bilge Tonyukuk’um, Çin elinde dünyaya geldim. Türk ulusu Çin’e bağlıydı. |
| 𐱅𐰇𐰼𐰚: 𐰉𐰆𐰑𐰣: 𐰴𐰣𐰃𐰤: 𐰉𐰆𐰞𐰢𐰘𐰤: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰑𐰀: 𐰑𐰺𐰡𐰃: 𐰴𐰣𐰞𐰦𐰃: 𐰴𐰣𐰃𐰤: 𐰸𐰆𐰑𐰯: 𐱃𐰉𐰍𐰲𐰴𐰀: 𐰖𐰣𐰀: 𐰃𐰲𐰚𐰓𐰃: | Türk bodun kanın bulmayın Tabġaçda adrıldı. Kanlandı, kanın kodup Tabġaçka yana içikdi. | Türk ulusu hanını bulamayınca Çin’den ayrıldı. Hanlandı ama hanını bırakıp yeniden Çin’e bağlandı. |
| 𐱅𐰭𐰼𐰃: 𐰨𐰀: 𐱅𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰴𐰣: 𐰋𐰼𐱅𐰢: | Teŋri ança témiş erinç: “Kan bértim…” | Tanrı şöyle demiş: “Han verdim…” |
| 𐰴𐰣𐰭𐰤: 𐰸𐰆𐰑𐰯: 𐰃𐰲𐰚𐰓𐰭: 𐰇𐰲𐰤: | kanıŋın kodup içikdiŋ üçün Teŋri ölütmüş erinç. | Hanını bırakıp bağımlı olduğun için Tanrı seni yok etmiş. |
| 𐰉𐰆𐰑: 𐰴𐰞𐰢𐰑𐰃: 𐰃𐰑𐰀: 𐱃𐱁𐰑𐰀: | bod kalmadı. Ida taşda kalmışı kubranıp yéti yüz boldı. | Hiç boy kalmadı. Dışta kalanlar toparlandı, yedi yüz kişi oldu. |
| 𐰆𐰑𐰕𐰍𐰢𐰀: 𐰆𐰞𐰍𐰃: 𐱁𐰑𐰼𐱅𐰃: | uduzuġma uluġ şad erti. Yaġıl tédi, yaġmışı ben ertim, Bilge Toñukuk. | Yöneten ulu şad idi. “Düşman” dedi; aklı veren ben Bilge Tonyukuk’tum. |
![]() |
| Tonyukuk Yazıtı'nın dijital ortama aktarılmış hali |
Yarp Yanga ve Edgü'ye Ait Olan Tarlanın Kutadmış'a Satışının Eski Uygurca Belgesi
| Satırlar | Metin | Çeviri |
|---|---|---|
| 1–6 | ḳoyn yıl ç(a)ḳşap(u)t ay üç otuzḳa biziŋe yarp yaŋaḳa edgüke ikigüke yuŋlaḳlıḳ ḳunpu kergek bolup üstün ögen üze suvaḳlıg yiti sıg atl(ı)g yimgiçi yir imizni ḳutadmışḳa toguru tomlıtu satdım(ı)z satıg ḳunpusın inçe sözleştim(i)z bukün . . . . | Koyun yıl(ının) on ikinci ay(ının) yirmi üç(ün)de bize, Yarp Yanga'ya ve Edgü'ye, ikimize kullanmak için kuanpu gerek olup yukarı su kanalı üzerinde sulu yedi şıg Yimgiçi adlı yerimizi Kutadmış'a doğrudan sattık. |
| 7–12 | ḳa üzüştümüz bu ḳunpunı men ḳutadmış bitig ḳılmış kün üze tükel birtim men yrp yanga edgü birle tükel altım(ı)z bukünte minçe bu yir üze ming yıl tümen künke tegi ḳutadmış erklig bolzun | Anlaştık. Bu kuanpuyu ben Kutadmış senet yapılan günde tamamen verdim. Ben Yarp Yanga, Edgü ile tamamen aldık. Bugünden sonra bu yere bin yıl, on bin güne kadar Kutadmış sahip olsun. |
| 13–18 | ayıtglı istegli saḳınsarlar savları yorımazunlar birök erklig beg işi küçin tutup alayın yulayın tiserler bu oḳ ögente bu yir t(e)ngin çe iki yir birip alzunlar | Söylemeyi ve istemeyi düşünürlerse sözleri geçerli olmasın. Eğer güçlü bir bey nüfuzunu kullanıp geri almak isterse, bu su kanalında bu yer değerince iki yer vererek alsın. |
| 19–26 | yıŋaḳ kiçikye yiri adırar bu oḳ yirniŋ tipmsay tay puku ögen ḳıtıgınta yazı kiçigte bir ulug atız bir ḳansan birle tanuḳ | Kiçikye'nin yeri ayırır. Bu yerin de Timpsay Taypukü nehri kıyısında, Yazı Kiçig'te Kansan ile ortak bir büyük tarla vardır. |
Orta Türkçeye dönüşüm
Eski Türkçe, Son Uygur kentlerinin de çökmesiyle XIII. yüzyılda bütünüyle öldü ve yerini Batı Türkistan'da Oğuzcanın, Çağataycanın ve Eski Kıpçakçanın da atası olacak Orta Türkçeye bıraktı. Dil, Eski Türkçeden Orta Türkçeye dönüşürken bir dizi genel değişim geçirdi. Bu değişimler her Türk dili için olmasa da çoğunda gerçekleşti.
Ünlü seslerdeki değişimler
- Çift dudak ünsüzleri olan /b/, /m/ ve /v/ seslerinin etkisiyle önseslerde yuvarlaklaşma görülür. avıçġa > avuçġa "yaşlı", ewril- > evrül- "evril-"...
- Önsesteki yuvarlak ünlüler, sonraki açık düz sesleri yuvarlaklaştırır. körkit- > körküt- "göstermek", bulıt > bulut "bulut"
Ünsüz seslerdeki değişimler
- Sözbaşı olmayan /d/ sesleri önce /ḏ/ sesine, ardından da /y/ sesine evrilir: Adak > aḏak > ayak "ayak", *sad- > *saḏ- > say- "saygı göstermek", edgü > *eḏgü > eygü "iyi"...
- Sözsonu /b/ sesleri /v/ sesine dönüşür: Sub > suv "su", eb > ev "ev, karargah", ab > av "av"...
- Sözbaşı /k/ sesleri kimi zaman /ḫ/ sesine dönüşür: Okşa- > oḫşa- "okşa-"...
- Sözbaşı /b/ sesleri Oğuz dil grubu dışında /m/ sesine dönüşür: Ben > men "ben", buŋ > muŋ "yokluk, sıkıntı", beŋgü > meŋgü "ebedi, bengi"...
Sesbilim
Ünlüler
| İnce | Kalın | |||
|---|---|---|---|---|
| Düz | Yuvarlak | Düz | Yuvarlak | |
| Açık | i, iː | ü, üː | ı, ıː | u, uː |
| Kapalı | e, eː; é, éː | ö, öː | a, aː | o, oː |
Eski Türkçe kimi yazıtlarda birtakım sözcüklerin uzun ünlülerle gösterilmesi (yok sözcüğünün 𐰖𐰆𐰸 /yoOK/, bar sözcüğünün 𐰉𐰺 /br/ şeklinde yazılması beklenirken 𐰉𐰀𐰺 /bar/ biçiminde yazılması gibi) dilde uzun ünlülerin yerleşik olduğunu gösterir. Ayrıca uzun ünlüler fonemiktir, yani anlam değişikliğine neden olur. Sāç-saç, kān-kan... gibi
Orhun Yazıtlarında çoğu kez /ı/ ve /i/ seslerini karşılaması için kullanılmış damganın /é/ sesini de yazmak için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapalı ses için Yenisey yazıtlarında müstakil bir damganın bulunması da sesin varlığına işarettir.
Ünsüzler
| Dudaksı | Dişcil | Yarı Dişcil | Ön Damaksıl | Arka Damaksıl | Gırtlaksıl | |
|---|---|---|---|---|---|---|
| Genizcil | [m] | [n] | [ɲ] | [ŋ] | ||
| Süreksiz | [p] [b] | [t] [d] | [t͡ʃ] | [k] [ɡ] | [ɢ] | |
| Sürtünmeli | [s] [z] | [ʃ] [ʒ] | [q] | |||
| Sürekli | [ɫ] | [l] | [j] | |||
| Titrek | [ɾ] |
Dilbilgisi
Sözcük türetme
Eski Türkçe, bulunduğu dil grubunun tüm üyeleri gibi sondan eklemeli bir dildir. Ad ya da eylem soylu bir köke getirilen türlü yapım ekleriyle yeni sözcükler türetilir. Bu şekilde sözcükler türetebilmek için Eski Türkçede 124 yapım eki kullanılmış olduğu çıkarımına ulaşılabilir. Bunun yanında ad veya eylem soylu sözcüklerin birleşerek yeni sözcükler türetmesi de görülür. Aşağıda bugün Türkiye Türkçesinde de yaşamayı sürdüren eklerden her yapım eki grubu için örnekler verilmiştir.
| Ek | Ekin İşlevi | Eski Türkçe Örnekler | Örneklerin Türkiye Türkçesi |
|---|---|---|---|
| Addan Ad Türeten Ekler | |||
| +°n¹ | Zarflar üretir | yakın, erken, uçun | yakın, erken, için |
| +çA¹ | Küçültme anlamı verir, sıfatlardan nesne adı üretir. | çomça, barça, karınça | kepçe, bütün/hepsi, karınca |
| +çI | Meslek ve alışkanlık anlamında sözcükler üretir. Eyleme de eklenir. | élçi, sabçı, abçı | elçi, savcı, avcı |
| +l°g | Sahip olunan şey anlamında sözcükler üretir. | atlıġ, tizlig, belgülig | atlı, dizli, işaretli |
| +l°k | İşlev belirten adlar üretir. | isiglik, terlik, özlük | isilik, terlik, kişisel |
| +sIz | Yokluk belirten sözcükler üretir. | aşsız, tonsız, buŋsız | aşsız, donsuz, kaygısız |
| Addan Eylem Türeten Ekler | |||
| +(g)A- | Addan eylem üretir. | arka-, bedze-, yaşa- | ters konuş-, beze-, yaşa- |
| +lA- | +(g)A- ekinin işlevsel ikizidir. | aġırla-, aŋla-, baġla- | ağırla-, anla-, bağla- |
| +sA- | Dileme veya yönelme anlamında eylemler üretir. Eyleme eklendiği de olur. | suvsa-, *kaksa-, aksa- | susa-, kin duy-, aksa- |
| +(g)Ar- | Renklerden geçişsiz, diğer adlardan geçişli eylemler üretir. | başġar-, kızgar-, könger- | başar-, kızar-, gönder- |
| Eylemden Ad Türeten Ekler | |||
| +gA | Ad ve sıfat üretir. | bilge, yinçge, kovġa | bilge, ince, kova |
| +gU | Geçişli eylemlerden nesne ve alet adı, geçişsizlerden özne ve eylem adı üretir. | belgü, içgü, bérgü | belge, içki, vergi |
| +g°n | Geçişli eylemlerden nesne adı, geçişsizlerden özne ve eylem adı üretir. | tizgin, eşkin, olġun | dizgin, hızlı, olgun |
| +I(g) | Eylem sonucu adları üretir. | kapıġ, aġrıġ, konşı | kapı, acı, komşu |
| +°m | Eylem adı üretir. | turum, üzüm, yém | endam, üzüm, yem |
| +°n² | +°m ekinin ikizidir. | ekin, kelin, akın | ekin, gelin, akın |
| +Uk | +I(g) ekinin ikizidir. | bark, erk, artuk | bark, kuvvet, artık |
| +Ut | Eylem sonucu adları üretir. | kart, adırt, yoġrut | yaşlı kişi, ayırt, yoğurt |
| Eylemden Eylem Türeten Ekler | |||
| +°n- | Dönüşlü ve edilgen eylemler üretir. | bürün-, alkın-, étin- | bürün-, tüken-, kendine çeki düzen ver- |
| +°k- | Geçişli eylemlerden geçişsiz/dönüşlü eylem üretir. | açık-, burk-, kork- | acık-, burk-, kork- |
| +°t- | Geçişsiz eylemlerden geçişli, geçişlilerden ettirgen eylem türetir. | bert-, tonat-, ögit- | yarala-, donat-, öğüttür- |
| +tUr- | +°t- ekiyle kardeştir. | altur-, keltür- | aldırmak, getir- |
Ad çekimi
Ad durumları
Eski Türkçede adlara eklenen 9 durum eki vardır. Bu durum ekleri her halükarda adın sonuna, birleşik adlardaysa ya sözcüğün sonuna ya da bileşenlerin her birinin sonuna getirilir. Yazmalarda hal ekleri adlardan ayrılarak yazılmıştır. Bugünkü Türk lehçelerinde bazı durum ekleri bütünüyle yok olmuştur. Aşağıdaki tabloda durum ekleri ve o ekin kullanıldığı cümleler örneklenmiştir:
| Ek | Örnek | Örneğin Türkiye Türkçesi |
|---|---|---|
| Yalın Durum (+Ø) | kaġanØ | hakan |
| İlgi Durumu (+Iŋ) | bodunıŋ | ulusun |
| Yönelme Durumu (+kA) | taşka | taşa |
| Belirtme Durumu (+Ig ~ +In) | atıġ | atı |
| Bulunma Durumu (+dA) | yurtda | çadırda |
| Çıkma Durumu (Orh.) (+dA) | balıkda | kentten |
| Çıkma Durumu (Uyg.) (+dIn) | balıkdın | |
| Araç Durumu (+In) | okın | ok ile |
| Eşitlik Durumu (+çA) | ügüzçe | ırmağa eşdeğer |
| Doğrulma Durumu (+gArU) | ebgerü | karargaha doğru |
Orhon Türkçesinde henüz bulunma ve çıkma ekleri birbirinden ayrışmamışken Uygur Türkçesinde ayrılma eki için +dIn (n ağzında ender olarak +tAn) kullanılmıştır. Ad durumları her sözcük için standart şekilde çekimlenirken zamirlerin çekimi bu standartlara aykırıdır.
Çokluk
Eski Türkçede yalın durumdaki adlar da çoğulluk ifade edebilir: Öŋreki er "Önde olan adamlar" gibi. Eğer topluluktan ziyade kişilerin ve eylemlerin çokluğundan bahsedilecekse çokluk ekleri kullanılır. Bu amaç doğrultusunda şu ekler/sözcükler şu işlevlerle kullanılır:
- kün: Eski Türkçeden de alt bir katmana ait olması olasıdır. Yanına geldiği ada topluluk anlamı katar. Él kün "ülkeler, dünya" gibi.
- +An: Eski Türkçe yazılı dönemde işlekliğini yitirmiş bir çokluk ekidir. Eren "erler", bodun "boylar, ulus"...
- +t: Soyluluk adlarına getirilen arkaik bir çokluk ekidir. Tigit "prensler", oġlıt "oğullar", kanat "kanat" < *kāna?
- +lAr: Soyluluk ve akrabalık adlarına getirilir. ekelerim "ablalarım", öglerim "(üvey) analarım"
Göktürk ve Uygur yazıtlarında tüm bu çokluk ekleri işlek olarak kullanılmışken Uygur Türkçesinde tüm bu eklerin işlevini +lAr'a devrettiği görülmektedir. Bugün Türkiye Türkçesinde de sadece +lAr eki etkindir.
Sayılar
Eski Türkçe temel sayılar aşağıda verilmiştir:
| Sıra | Okunuş | Sıra Sayısı Olarak | Sayı | Eski Türkçe Okunuş |
|---|---|---|---|---|
| 1 | Bir | Başlınkı | 20 | Yégirmi |
| 2 | Éki | İkinti | 30 | Otuz |
| 3 | Üç | Üçünç | 40 | Kırk |
| 4 | Tört | Törtünç | 50 | Ellig |
| 5 | Béş | Béşinç | 60 | Altmış |
| 6 | Altı | Altınç | 70 | Yétmiş |
| 7 | Yéti | Yétinç | 80 | Sekiz on |
| 8 | Sekiz | Sekizinç | 90 | Tokuz on |
| 9 | Tokuz | Tokuzunç | 100 | Yüz |
| 10 | On | Onunç | 1.000 | Biŋ / bıŋ |
| 10.000 | Tümen |
Yüksek sayılar küçük sayıların yan yana yazılmasıyla ifade edilir: yégirmi tümen "İki yüz bin"... Üleştirme sayıları oluşturmak için kök sayıya +Ar eki getirilir: birer birer "birer birer", béşer béşer "beşer beşer" vb. Bunun yanında ortaklık anlamı vermek için kullanılan bir +AgU eki de vardır: biregü "her biri", yétegü "her yedisi" vb. ancak bu ek sayılara özel değildir (kamaġu "bütünü" vb.).
Zamirler
Eski Türkçe kişi, iyelik, işaret, belirsiz ve soru zamirleri aşağıdaki tabloda işlenmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere zamirlerin çekimi diğer sözcüklerden ayrı olduğu için tabloda çekimlere de yer verilmiştir.
| Kişi & İyelik Zamirleri | Kişi / Durum | Kişi Zamiri | İyelik Zamiri | İşaret & Belirsizlik & Soru | İşaret Zamirleri | Belirsiz Zamirler | Soru Zamirleri | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1. kişi tekil | yalın | ben ~ men | +°m | |||||
| ilgi | beniŋ ~ meniŋ | bu: bu | ||||||
| yönelme | baŋa ~ maŋa | büntegi: böylesi | ||||||
| nesne | bini ~ mini | kim: kim | ||||||
| bulunma-çıkma | minte | |||||||
| çıkma (Uyg.) | mintin, minidin | |||||||
| 2. kişi tekil | yalın | sen | +°ŋ ~ +°g | |||||
| ilgi | seniŋ | |||||||
| yönelme | saŋa | kamaġ: her şey | ne: ne | |||||
| nesne | sini | |||||||
| bulunma-çıkma | sinte | |||||||
| çıkma (Uyg.) | sinidin | |||||||
| 3. kişi tekil | yalın | ol | +si ~ +sI | |||||
| ilgi | - | neke: niçin | ||||||
| yönelme | aŋar | kamaġı: hepsi | ||||||
| nesne | anı | |||||||
| bulunma-çıkma | anta | ol: o | ||||||
| çıkma (Uyg.) | andın | neteg: nasıl | ||||||
| 1. kişi çoğul | yalın | biz | +°m°z | |||||
| ilgi | biziŋ | barı: bütünü | ||||||
| yönelme | biziŋe, bizke | |||||||
| nesne | bizni | neçök: nasıl | ||||||
| bulunma-çıkma | bizinte/biznite | |||||||
| çıkma (Uyg.) | biznidin | |||||||
| 2. kişi çoğul | yalın | siz | +°ŋ°z | |||||
| ilgi | siziŋ | neŋ: hiçbiri | ||||||
| yönelme | sizine/sizlerke | nelök: niçin | ||||||
| nesne | sizni/sizlerni | |||||||
| bulunma-çıkma | sizinte/siznite, sizlerde | |||||||
| çıkma (Uyg.) | siznidin | |||||||
| 3. kişi çoğul | - | - | +si ~ +sI | |||||
Eylem çekimi
Basit zamanlar
Eski Türkçede geniş, öğrenilen ve duyulan olmak üzere iki geçmiş ve gelecek adı altında dört zaman bulunur. Şimdiki zaman Orhun Türkçesinde de Eski Uygur Türkçesinde de geniş zaman kullanılarak bildirilmiştir. Yazıtlarda öğrenilen geçmiş zaman eki +mIş olması gereken 𐰢𐰃𐱁 /mIş/ yerine 𐰢𐰃𐰾 /mis/ şeklinde yazılır.
Geniş zaman
Bu zaman için Orhun Türkçesinde de Eski Uygurcada da eyleme genelde +Ur eki ulanır ancak bu genel bir kural değildir. Eyleme +Ar ve +Ir ekleri de gelebilir. Sözsonu ses ünlüyse ek ya +r ya da +yUr olur. Eylemin kimce yapıldığını belirtmek için sona zamir konulur. Sondaki zamir sözcükten hep ayrı yazılır. Aşağıdaki tabloda geniş zamanın her ekle çekimi için ikişer örnek verilmiştir:
| Şahıslar | Sözsonu Ünsüzse | Sözsonu Ünlüyse | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| +Ur | +Ir | +Ar | +yUr | +r | ||||||
| kazġan- | er- | bar- | kel- | kon- | tez- | meŋile- | yé- | té- | başla- | |
| 1. tekil | kazġanur men | erür men | barır men | kelir men | konar men | tezer men | meŋileyür men | yéyür men | tér men | başlar men |
| 2. tekil | kazġanur sen | erür sen | barır sen | kelir sen | konar sen | tezer sen | meŋileyür sen | yéyür sen | tér sen | başlar sen |
| 3. tekil | kazġanur | erür | barır | kelir | konar | tezer | meŋileyür | yéyür | tér | başlar |
| 1. çoğul | kazġanur biz | erür biz | barır biz | kelir biz | konar biz | tezer biz | meŋileyür biz | yéyür biz | tér biz | başlar biz |
| 2. çoğul | kazġanur siz | erür siz | barır siz | kelir siz | konar siz | tezer siz | meŋileyür siz | yéyür siz | tér siz | başlar siz |
| 3. çoğul | kazġanurlar | erürler | barırlar | kelirler | konarlar | tezerler | meŋileyürler | yéyürler | térler | başlarlar |
Görüldüğü üzere ekin geniş zaman için nasıl çekimleneceği hakkında genel bir kural yoktur. Tek heceli sözcükler genelde +Ir eki alsa da +Ur ve +Ar eki de aldığı görülmekte. Sözsonu ünlü olan tek heceli sözcükler de genel olarak +r ekiyle çekimlense de yé- eylemi gibi temel bir eylem bile +yUr ekiyle çekimlenebilmektedir. Olumlu çekimin tersine olumsuz çekim kurallıdır. Eylemin nasıl olduğuna bakılmaksızın +mAz ekiyle geniş zaman çekimi yapılır: bir kişi yaŋılsar oġuşı bodunı bişükiŋe tegi kıdmaz ermiş "bir kişi yanılsa ailesini, ulusunu, çocuklarını bile barındırmazmış" gibi. Bazen +mAz ekinin +mAs şeklini aldığı da görülür. Geniş zaman şimdiki zaman anlamı katmak için de kullanılır: ölümte ozupan ögire sevinü yorıyur "ölümden kurtulup övüne sevine yürüyor"...
Görülen Geçmiş Zaman
Eski Türkçede görülen geçmiş zaman +dI ekiyle etkin kılınır. Geniş zamanın çekiminin aksine düzenlidir ve kişi çekimi zamirlerle değil kişi ekleriyle yapılır. Aşağıdaki tabloda geçmiş zamanın nasıl çekimlendiği gösterilmektedir:
| bar- | süle- | öl- | |
|---|---|---|---|
| 1. tekil | bardım | süledim | öltim |
| 2. tekil | bardıġ ~ bardıŋ | süledig ~ sülediŋ | öltig ~ öltiŋ |
| 3. tekil | bardı | süledi | ölti |
| 1. çoğul | bardımız | süledimiz | öltimiz |
| 2. çoğul | bardıŋız | sülediŋiz | öltiŋiz |
| 3. çoğul | bardılar | sülediler | öltiler |
Öğrenilen geçmiş zaman
Eylemin görülmediğini, başkası tarafından yapıldığını bildiren zamandır. Eski Türkçe salt 3. tekil kişiye ulanmıştır. Eski Türkçe çoğu örnek 3. tekil kişiye göre çekimlenmiştir. Bir şeye mecbur kalındığını belirtmek için eylemin yanına kergek getirilir.
üze kök teŋri asra yaġız yér kılındukda ékin ara kişi oġlı kılınmış "Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında ikisi arasına (da) insan soyu yerleştirilmiş"
Ağızlar
Eski Türkçede Orhun Yazıtları ve öncesi metinlerdeki ağız ayrımları çok azdır. En sık izlenen ayrım 1. tekil kişi zamirinin yer yer men, yer yer de ben olarak kullanılmasıdır. Ayrımların git gide birbirinden uzaklaşmaya başladığı nokta Uygur Türkçesinde görülür. Uygurların yazdığı budist ve Maniheist metinlerde birbiri arasındaki ayrım epey kuvvetli iki ağız kullanılır. Bu ağızlar ve özellikleri şöyledir:
![]() |
| Uygurca Maniheist kitaptan bir sayfa |
"y" Ağzı
Budist Uygur metinlerinde kullanılan ağızdır. Orhun Türkçesi ayrık bir ses olan /ñ/ bu ağızda /y/ veya sesine dönüşür: añıġ > ayıġ "kötü", koñ > koy "koyun"... Orhon Türkçesinin gramer özelliklerini çokça korur. Türkiye Türkçesini de kapsayan Oğuz dil grubu y ağzını korumuştur.
"n" Ağzı
Maniheist Uygur metinlerde kullanılmıştır. /ñ/ sesi /y/ değil /n/ sesine dönüşür: añıġ > anıġ, koñ > kon... Önseste olmayan /ı/ ve /i/ ünlüleri sıklıkla /a/ ve /e/ sesine dönüşür: aġız > aġaz "ağız", +Ip > +Ap "ulaç eki", +(I)mIz > +(A)mAz "1. çoğul iyelik zamiri"...
Eski Türkçe ne demek? TDK anlamı ve açıklaması
özel
1. isim VIII-XIII. yüzyıllar arasında Türk devletlerinden Göktürkler, Uygurlar ve Karahanlılar tarafından kullanılan Türk dili.
2. sıfat Bu dille yazılmış olan.








