Anadolu

 

Anadolu
Modern Türkiye'nin içinde bulunan Anadolu'nun geleneksel tanımı

Avrupa Kıtası ve Anadolu
NASA tarafından kaydedilmiş Avrupa Kıtası ve Anadolu (dikdörtgen içinde)

Anadolu (Grekçe: Ἀνατολή, romanize: Anatolḗ), Anadolu Yarımadası (Yunanca: Χερσόνησος τῆς Ἀνατολίας, Chersónisos tis Anatolías) veya coğrafi olarak Asya Kıtası'nın tüm özelliklerini içerdiğinden Küçük Asya (Yunanca: Μικρά Ἀσία, Mikrá Asía), Asya kıtasının en batısında Karadeniz, Akdeniz ve Ege denizi arasında kalan yaklaşık 537.000 km²'lik bir alanı kaplayan dağlık bir yarımadadır.

Coğrafya

  • Konum: Batı Asya (Orta Doğu)
  • Koordinatlar: 39°K 35°D
  • Alan: 537.886 km2 (207.679 sq mi)

Yerleşim

  • En büyük şehir: İstanbul (15.067.724)

Batıdan doğuya olan uzunluk 1.000 km'den fazla, genişlik ise 400 km'den 600 km'ye kadardır. Osmanlı döneminde "Anadolu"nun geleneksel doğu sınırı olarak Fırat Nehri kabul edilirken, Cumhuriyetle birlikte Birinci Türk Coğrafya Kongresinden sonra Türkiye'nin Asya'da kalan kısmının tümü aynı coğrafî terime dâhil edilmiştir. Günümüzde yaygın olarak Türkiye'nin Asya kıtasında kalan topraklarının adı olarak kullanılır.

Anadolu, Asya ve Avrupa'nın birleşim noktasındaki stratejik konumu nedeniyle, tarih öncesi çağlardan beri birçok medeniyetin beşiği olmuştur. Yeryüzünün en eski yerleşkelerinden bazıları Cilalı Taş Devri'nde Anadolu'da kurulmuştur. Çatalhöyük, Çayönü, Nevali Çori, Hacılar, Göbekli Tepe ve Mersin (Yumuktepe) yerleşkeleri Cilalı Taş Devri'nden kalmadır. Truva yerleşkesi de Cilalı Taş Devri'nde kurulmuş ve Demir Çağı'na doğru uzanmıştır. Sümer, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Kelt, Pers, Roma, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu, Moğol ve Osmanlı gibi onlarca medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yüzlerce dil ve lehçeyi barındırır.

Anadolu, Hristiyanlığın ilk doğduğu ve geliştiği topraklardan biridir. Uzun yıllar Doğu Roma topraklarının esasını teşkil etmiştir. 11. yüzyıldan itibaren Türkler tarafından iskân edilmiş ve yönetilmiştir. Özellikle 1071 yılındaki Malazgirt Meydan Muharebesi'nden itibaren Müslüman Oğuz Türkleri Anadolu'ya akın etmiştir.

{tocify} $title={İçindekiler}

Etimoloji

Anadolu sözcüğü Yunanca doğu veya gündoğumu anlamına gelen Ἀνατολή sözcüğünden türemiştir. Bizans İmparatorluğu döneminde orta Anadolu'nun bir kısmı imparatorluğun merkezine doğuda olmasından kaynaklı doğu askeri idari birimi ya da Anatolikon Theması (Θέμα τῶν Άνατολικῶν, Thema tōn Anatolikōn) olarak adlandırılmaktaydı. Anatolikon Theması Afyon, Isparta, Konya, Kayseri ve Mersin yörelerini kapsamaktaydı.

Osmanlı döneminde ise Anatoli, merkezi önce Ankara (1393-1451), sonra Kütahya (1451-1827) olan kuruluş tarihi ve protokol olarak ikinci beylerbeyliğinin adıdır. Beylerbeyliği'nin (daha sonraki ismiyle Eyalet) doğu sınırlarını Antalya, Isparta, Afyonkarahisar, Ankara, Çankırı ve Sinop oluşturmaktaydı. Beylerbeyliği'nin komşuları (kuzeyden güneye) Rum Eyaleti, Karaman Eyaleti, Adana Eyaleti'dir.

19. yüzyılda genel anlamda imparatorluğun Asya Kıtası'nda kalan ve Türklerle meskûn olan bölgesini tanımlamak için kullanılmıştır.

Dünya haritasında Anadolu
Dünya haritasında Anadolu

Coğrafya

Yarımada hakim dağlık arazidedir. Büyük kısmı, doğuda yarı çöl Anadolu Yaylaları ve Ermeni Yaylası tarafından işgal edilmiştir. Anadolu Platosu'nun içi, marjinal Kuzey Anadolu Dağları (kuzeyde) ve Toros Dağları (güneyde) ile sınırlanan Anadolu Yaylası tarafından işgal edilmiştir. Ege, Akdeniz ve Marmara Denizi kıyıları boyunca Akdeniz bitki örtüsü ile dar ovalar vardır.

Anadolu haritası
1907 yılına ait, geleneksel tanımı kullanan Anadolu haritası

Tanımlama

Anadolu; kuzeyde Karadeniz, güneyde Akdeniz, batıda Ege denizi, kuzeybatıda Marmara denizi ile sınırlanmış bölgedir. Doğuda ise, tarihsel olarak, İskenderun Körfezi'nin güneyindeki Akdeniz kıyılarından sonra 40. meridyen ile Van Gölü arasında bir çizgi olarak kabul edilir ve kuzeyde sınır, Çoruh Nehri'nin alçak seyri ile kabaca çakışır. Cumhuriyetin ilanından itibaren ise, Anadolu Türkiye'nin Asya'da kalan kısmıyla eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Yarımada, Asya'nın diğer tüm bölgelerine kıyasla batıdadır.

Anadolu coğrafik olarak daha çok Avrupa'ya benzemektedir. Çünkü bütün Akdeniz'in kuzeyi Avrupa kabul edilmektedir. Anadolu da coğrafik olarak, kendisinden çok farklı özellikler barındıran Asya ülkelerinden (Çin, Hindistan, İran vb.) çok, Akdeniz'in kuzeyindeki Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi Avrupa ülkelerine benzemektedir. Doğal sebepler siyasi olayları da etkilediği için Anadolu'nun, tarihte Asya'dan çok Avrupa ile münasebetleri olmuştur. Bütün bunlara rağmen Anadolu'nun Asya içinde düşünülmesi, onun güçlü bir Asya kültürüne sahip olmasındandır. Tarih boyunca Asya kültürü, kendisinin batısındaki Anadolu'ya akmıştır. Asya kökenli Türklerin, eski Yunan-Roma coğrafyası olan Anadolu'daki (ki Diyar-ı Rum tabiri tam da bunu anlatır) varlığı bunun maddi bir göstergesidir.

Tarihi

Anadolu'nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya'dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Eski Anadolu yerleşim birimleri
Eski Anadolu yerleşim birimleri

Neolitik Çağ

Asya ve Avrupa'nın stratejik kesişme bölgesinde olmasından dolayı Anadolu, tarih öncesi çağlardan beri pek çok uygarlık için beşik olmuştur.

Neolitik yerleşim olarak Taşhöyük Pottery Neolithic, Çayönü Pre-Potttery Neolithic A to Pottery Neolithic, Nevali Cori Pre-Pottery Neolithic B, Hacılar Pottery Neolithic (Türkiye'de şimdiki Burdur ilinin 25 km güney batısında), Göbeklitepe Pre-Pottery Neolithic A ve Mersin ile. Truva yerleşimi Neolithic çağ ile başlar ve Demir çağı içinde devam ederek ilerler.

Bronz Çağı

Hattiler ve Hurriler

Hattiler, MÖ 2300 ile 2000 yıllarında Orta Anadolu'da yaşamış ve Hattice isimli bir yalıtık dil konuşmuş uygarlıktır. Anadolu Yarımadası'nın bilinen en eski adı Hatti Ülkesi'dir ve kendilerinden sonra gelen Hititler gibi halkalar da yaşadıkları bölgeye bu adı vermiştir. Hattilere ait ilk kaynaklar Akad İmparatorluğu tarafından MÖ 24. yüzyılda yazılmıştır.

Hurriler ise Anadolu'nun güneydoğusunda yaşamış Urartular ile ilişkili bir halktır. Tarihsel açıdan Hurricenin varlığı MÖ 20. yüzyıldan eskiye dayanmaktır. MÖ 16. yüzyılda Mitanni gibi Hint-Aryanlar tarafından yönetilmiş Hurri devletleri Anadolu'da önemli ölçüde toprağa sahip olmuştur.

Asur İmparatorluğu

MÖ 21. ve 18. yüzyıllar arasında Hurri ve Hatti bölgeleri Asurlular tarafından kolonize edilmeye başlanmıştır. Akadların kuzey kolu olan Asurlular Anadolu'da özellikle gümüş çıkarmıştır. Kaneş antik kentinde bulunmuş MÖ 20. yüzyıl tarihli Asur tabletleri, gelişmiş bir ticaret sisteminin Anadolu'da yer aldığını ortaya koymaktadır.

Hititler

Hititler, MÖ 1600 civarında İç Anadolu'daki Hatti beyliklerini ele geçirerek Hattuşaş merkezli bir devlet kurmuştur. Halk, Hint-Avrupa dillerinin bilinen ilk örneği olan ve Anadolu dilleri sınıfına ait Hititçe, Luvice ve Palaca dillerini konuşmuştur. Hitit kültürü, bölgede yer alan yerli halklar ile Hint-Avrupa kültüründen etkilenmiştir. Kurgan hipotezine göre Hititçenin Anadolu'ya MÖ 2500 civarında geldiği düşünülmektedir.

MÖ 14. yüzyıl ortalarında I. Şuppiluliuma yönetimi altındaki krallık, Levant ve Yukarı Mezopotamya'ya değin genişleyerek bir süper güç hâlini almıştır. Eski Hitit Krallığı olarak anılan bu dönemde sanat, başta Boğazköy olmak üzere Alacahöyük, Bitik, Alişar, Eskiyapar, İnandık, Maşat Höyük, Hüseyindede ve İmikuşağı kazılarının ortaya koyduğu gibi büyük ölçüde Anadolu geleneğine bağlıdır. Ülke içindeki politik çekişmeler nedeniyle zayıflayan Eski Hitit Krallığı MÖ 2. binin ikinci yarısında, II. Tuthaliya devrinde yeniden kuvvetlenmiş ve bir imparatorluk haline gelmiştir. Mısır ile Babil'in yanında Tunç Çağı Orta Doğusu'nun üçüncü büyük politik gücünü oluşturmuştur. Bu yeni evreye Yeni Hitit Devleti ya da Hitit İmparatorluk Çağı denir.

MÖ 2. binyılın son yüzyılları, Bronz Çağı Çöküşü olarak adlandırılan ve tüm Yakın Doğu için kaos ve sıkıntıların doruk noktasına ulaştığı bir dönemdir. Çeşitli yönlerden kopup gelen istilacılar ve göçmenlerin yarattığı bunalımlar sonucunda Hattuşaş'ın son hükümdarı II. Şuppiluliuma'dan sonra Hitit devleti son bulmuştur. Hitit İmparatorluğu'na son veren etkenler arasında, Kaşkaların MÖ 2. binyılın son yüzyılları içinde Palaca konuşan bölgelere yaptıkları göçler de vardır. Eski Hitit (ve Hurri) bölgelerinin büyük bir kısmı Asur kontrolüne girmiştir.

Demir Çağı

Geç Hitit Devletleri

Geç Hitit Dönemi, Bronz Çağı Çöküşü sonrasında dağılan Hitit bölgelerinde kurulmuş küçük devletlerin tarihini kapsar. Devletler, Anadolu Demir Çağı'ndaki Luvice, Aramice ve Fenikece konuşan siyasi varlıklarıdır. MÖ 1200'lerde batıdan gelen Ege Göçleri'nin saldırılarından kurtulabilen Hititler güney ve güneydoğu Toroslar’ın dağlık bölgelerine çekilmeleri ile kurmuşlardır. Devletler, Urartu ve Asurlular'a bağımlı olarak hüküm sürmüş, MÖ 7. yüzyılda ise Asurlular tarafından bu devletlerin siyasal varlığına son verilmiştir.

Luvi bölgeleri

Hitit İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Luvice, Hititçeyi geçerek imparatorluğun dominant dili haline gelmiştir. Dil, Hititlerin yıkılmasından sonra da Anadolu'da varlığını sürdürmüştür. Özellikle Ege ve Batı Akdeniz'de yer alan ve MÖ 9. yüzyılda devletleşmeye başlayan tarihi Karya, Likya, Pamfilya ve Side bölgeleri, Yunan etkileri ile bu dillerin konuşurlarının egemenliği altında kalmıştır. Pelasgların ve Truvalıların da bu dilin konuşurları olduğu düşünülmektedir. Bu bölgeler daha sonra Yunanca konuşurları egemenliği altına girmiştir.

Diğer

  • Hititler
  • Luviler
  • Palalar
  • Kaşkalar
  • Arzavalılar
  • Urartular
  • Frigyalılar
  • Kimmerler
  • Kassitler
  • Kolhisliler
  • Karyalılar
  • Assuvalılar
  • Lidyalılar
  • Misyalılar
  • Likyalılar
  • Kilikyalılar
  • Pamfilyalılar
  • Kapadokyalılar
  • Pelasglar
  • Keltler
  • Muşkiler
  • Fenikeliler
  • Ermeniler
  • Medler
  • Persler
  • Taballar
  • Antik Yunanlar
  • Asurlular
  • Yahudiler
  • Ahameniş İmparatorluğu

Helenistik Dönem

  • Selevkos
  • Asya Eyaleti
  • Lazika
  • Roma Yunanistanı
  • Galatya
  • Ermeni Krallığı
  • Bitinya

Orta Çağ

  • Roma İmparatorluğu
  • Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans)
  • Kilikya Ermeni Krallığı
  • Sasani İmparatorluğu
  • Bizans-Arap Savaşları
  • Selçuklu Hanedanı
  • Anadolu Selçuklu Devleti
  • Anadolu Beylikleri
  • Moğollar
  • İlhanlılar
  • Safeviler
  • Osmanlılar

Beylikler döneminde Anadolu'da yerleşmiş devletler
Beylikler döneminde Anadolu'da yerleşmiş devletler

Anadolu beylikleri

  • Ahlatşahlar Beyliği
  • Alaiye
  • Artuklu Beyliği
  • Aydınoğlu Beyliği
  • Candaroğulları Beyliği
  • Çaka Bey
  • Çobanoğulları Beyliği
  • Danişmendliler
  • Dulkadiroğulları Beyliği
  • Eretna Beyliği
  • Eşrefoğulları Beyliği
  • Germiyanoğulları Beyliği
  • Hamidoğulları Beyliği
  • İnaloğulları Beyliği
  • Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti
  • Karamanoğlu Beyliği
  • Karesi Beyliği
  • İnançoğulları Beyliği
  • Mengüçlü Beyliği
  • Menteşe Beyliği
  • Pervaneoğulları Beyliği
  • Ramazanoğulları Beyliği
  • Sahipataoğulları Beyliği
  • Saltuklu Beyliği
  • Saruhanoğulları Beyliği
  • Tekeoğulları Beyliği

Osmanlı İmparatorluğu

    Ana madde: Osmanlı İmparatorluğu

Tarih Atlası, 1911 – Balkan Yarımadası ve Küçük Asya'da Irkların Dağılımı
Tarih Atlası, 1911 – Balkan Yarımadası ve Küçük Asya'da Irkların Dağılımı

Anadolu dilleri

Anadolu'da MÖ 2. ve 1. binyıllarda kullanılan bir grup Hint-Avrupa diline Anadolu dilleri adı verilir. Bu diller arasında en önemlisi ve en iyi tanınanı, MÖ 1600-1100 yılları arasında yazılı belge bırakmış olan Hititçe'dir (nesili). Hitit imparatorluğu döneminde, Hititçe ile akraba diller olan Luvice (Luwili) ve Palaca da konuşulmuştur. Luvicenin yayılım alanı Güney ve Batı Anadolu, Palaca'nınki ise Kuzeybatı Anadolu'dur.

Erken antik çağda, Luvice'den türemiş olduğu tahmin edilen Likya dili, Lisya dili, Karya dili, Pisidia dili, Side dili ve kökenleri yeterince bilinmeyen Paphlagonia dili ile Kappadokia dili kullanılmıştır. Bu dillerin tümü MÖ 1. yüzyıla doğru Yunancanın egemen dil olması üzerine tarih sahnesinden çekilmişlerdir.

21. yüzyılda ise Anadolu-Mezopotamya bölgesinde Ural-Altay dil ailesine bağlı Anadolu lehçesi kullanılır.

Türk fetihlerinin hemen öncesinde Anadolu

Bizans İmparatorluğu; Türk fetihlerinin hemen öncesinde Balkan Yarımadası'nın güney kesimleri, Anadolu, adalar ve Güney İtalya ile sınırlı hâle gelmişti. Bu bölgeler arasında Anadolu açık ara en büyük, en kalabalık ve ekonomik bakımdan en önemli olanıydı. Anadolu, imparatorluğun ayrılmaz bir parçası olarak kaldığı sürece Bizans güçlü ve görece müreffeh bir devlet olmayı sürdürdü. Anadolu Bizans denetiminden çıktığında ise imparatorluk, Sırplar ve Bulgarlarla neredeyse eşit şartlarda rekabet eden zayıf bir Balkan prensliğinden ibaret hâle geldi.

11. yüzyıldan önce Anadolu, siyasi, ekonomik ve dinsel kurumlar sayesinde belli bir bütünlük kazanmış durumdaydı. Bu kurumlar, çok geniş bir coğrafyada yaşayan insanlara benzer bir hayat düzeni sağlıyor ve onları merkezdeki Konstantinopolis'e bağlı tek bir organizmanın parçası hâline getiriyordu. Yani Anadolu, başıboş veya parçalı bir alan değil, imparatorluğun merkezine sıkı sıkıya entegre edilmiş bir bölgeydi. Bu bütünleşmenin en önemli aracı thema sistemiydi. Thema sistemi, Bizans'ın eyalet düzeniydi. Bu sistemde sivil yönetim ile askerî yönetim büyük ölçüde birleşmişti. Bir eyaletin başında stratigos denilen askerî vali bulunuyordu ve sivil yöneticiler ona bağlıydı.

II. Basileios 1025'teki ölümüne gelindiğinde Anadolu'da yaklaşık yirmi beş eyalet bulunuyordu. Bunların çoğu thema idi, bazıları ise daha büyük askerî-idari birimler olan dukalıklar ve katepanlıklardı. Bu bölgelerin büyük kısmı doğrudan stratigosların denetimi altındaydı. Eyalet yönetiminde askerî gücün baskın olması, taşradaki bürokrasiyi ordunun denetimi altına sokuyordu. Böylece aristokratların, özgür köylüleri tamamen yutması kısmen engelleniyor ve büyük toprak ağalarının köylüyü kendine bağımlı hâle getirmesine karşı bir denge unsuru oluşturuyordu. Buralarda asker bulunmasının bir diğer avantajı da imparatorluğun doğu sınırlarında savaş çıktığı taktirde savaşacak kişilerin bulunmasıydı.

Günümüzde Anadolu

Anadolu'da çok uluslu yapı 20. yüzyıla kadar sürmüştür. 1923 yılında üzerinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte Anadolu topraklarının büyük bir kısmı Türkiye'nin denetimine girmiştir. Şu anda Türkiye halkının demografik yapısının büyük bir kesimini Türkler oluşturmaktadır.

Türkiye'nin topoğrafya haritası
Günümüzde Anadolu topraklarına yerleşmiş olan Türkiye'nin topoğrafya haritası

Günümüzde Anadolu'da yaşayan halkın büyük bir kısmı Türkçe konuşmaktadır. Anadolu Türkçe ile 11. yüzyılda Selçuklu Hanedanının fethi ile tanışmıştır. Buna rağmen çok kültürlü yapısını Selçuklular ve Osmanlılar döneminde devam ettirmiştir. Ayrıca Kuzeybatı Anadolu'da Manav, Kuzeydoğu Anadolu'da Laz, Gürcü ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu (Kuzey Mezopotamya'nın bir kısmı)'da Kürtlerin, Zazaların ve Arapların yanı sıra az sayıda Süryani de bulunur. Ayrıca özellikle 19. ve 20. yüzyılda çeşitli göç hareketleriyle gelerek Anadolu'ya yerleşen Çerkesler ve Boşnaklar da bulunmaktadır. Anadolu'nun çeşitli bölgelerine yayılmış Rumların çoğu Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki mübadelede, Yunanistan'daki Müslüman olan halkla değiş-tokuş edilmişlerdir. Bugün Anadolu'da yaşayan halkın çoğunluğu Müslüman'dır.

Roma Asya Eyaleti, Küçük Asya
Roma Asya Eyaleti, Küçük Asya

Anatolikon Theması, Doğu Roma İmparatorluğu
Anatolikon Theması, Doğu Roma İmparatorluğu

Osmanlı Anadolu Beylerbeyliği (1609)
Osmanlı Anadolu Beylerbeyliği (1609)

Anadolu ne demek? TDK anlamı ve açıklaması

isim, özel, Eski Yunanca

Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı; Küçük Asya:

      "Yemen’e, Fizan’a, Makedonya’ya hep Türkler yani Anadolu çocukları gider." - Ömer Seyfettin

Kelime Kökeni

Orta Yunanca Anatolía ανατολία  "Doğu ülkesi, Ege"nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke" sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Yunanca anatolē ανατολη  "1. kalkış, doğuş, özellikle güneşin doğuşu, 2. doğu, 3. Ege"nin doğusu" sözcüğünden türetilmiştir. Bu sözcük Eski Yunanca anatéllō ανατέλλω  "doğmak, çıkmak" fiilinden türetilmiştir. Yunanca fiil Eski Yunanca téllō, tol- τέλλω, τολ-  "kalkmak, kaldırmak" fiilinden ana+ önekiyle türetilmiştir. (NOT: Yunanca fiil Hintavrupa Anadilinde aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan *telə- biçiminden evrilmiştir. ) Daha fazla bilgi için tolerans maddesine bakınız.

Tarihte En Eski Kaynak

anaṭoli "Orta Anadolu" [ Düsturname-i Enveri (1465) ]

Yorum Gönder

🚨 Önemli: Yorum Yapmadan Önce Okuyunuz
  • ✔ Yorumlarınız *Türkçe yazım kurallarına uygun*, saygılı ve konuyla alakalı olmalıdır.
  • ✖ Küfür, hakaret, reklam ve spam içerikli yorumlar *yayınlanmayacaktır*. Denetim süreci uygulanır.
Daha yeni Daha eski
💬