Sıfat-fiil, ortaç veya partisip; bir fiilin cümlede sıfat görevinde kullanılan hâli. Türkçedeki üç fiilimsi grubundan biridir. Fiillerin sonuna sıfat-fiil ekleri olan -en, -esi, -mez, -ar, -di(k), -di(ği), -ecek ve -miş getirilerek oluşturulur ve kısaca anası mezar dikecekmiş şeklinde formülize edilir. Sıfat-fiiller kendinden sonraki kelimelerle birlikte sıfat tamlaması oluşturur.
- Bastığın yerleri "toprak" diyerek geçme, tanı! (Mehmet Akif Ersoy)
- Gelecek yıl işe başlayacak.
- Haşladıktan sonra, suyu iyice süzülmüş sebzeleri kâseye boşaltıyoruz.
- Okuldan sonra koşar adım yanıma geldi.
- Polisler olası kazaları önlemek için kontrolü sağlıyorlardı.
- Salonda hep bildik yüzler vardı.
Bunların haricinde bazı ağızlarda kullanılan ve -meli eki ile yapılan sıfat-fiiller de vardır.
- öğmeli güzel (övülecek güzel)
Bazı fiillerle birlikte -mekli hâlinde kullanılan ek de -meli ekinin değişikliğe uğramış hâlidir:
- ağlamaklı çocuk
Adlaşma
Adlaşma, aslen isim olmayan bir kelimenin cümlede isim görevinde kullanılmasıdır. Sıfat-fiiller, arkalarından bir isim gelmediğinde -tıpkı sıfatlar gibi- adlaşırlar:
- Sinirli olduğu her hâlinden anlaşılıyor.
- Toplantıya gelmeyeceğini biliyordum.
- Yoldan geçenleri gözlüyordu.
Bazı sıfat-fiiller kalıcı olarak isme dönüşür. Bu durum "yaygın" olarak isim hâlinde kullanılmalarından ve sözlüklerde yer almalarından anlaşılabilir.
- Eve gelirken bir tanıdığa rastladım.
- Geçmişte yaşanan olaylardan ders almalıyız.
- Gelecekte insanlar hiçbir cihaz kullanmadan haberleşebilecekler.
- Ne güzel yaratmış seni Yaradan. (Neşet Ertaş)
sıfat-fiil ne demek? TDK anlamı ve açıklaması
isim, dil bilgisi
Fiilden -acak, -an, -ası, -dık, -maz, -mış, -r ekleriyle yapılan, sıfat olarak kullanılıp zaman kavramı taşıyan ve -ma- ekiyle olumsuz biçimi yapılabilen kelime; ortaç, partisip: yak-acak (odun), oku-y-an (öğrenci), geliş-me-miş (ülke) vb.
Gramer Terimleri Sözlüğü - 2003
İngilizce: participle, Fransızca: participe, Almanca: Partizip, Partizipium
Sayı ve şahsa bağlı fiil çekimine girmeyen, fakat aldığı eklerle fiilin zamana bağlı olarak taşıdığı kavramı sıfatlaştırdığından kendisinde sıfat ve fiil niteliklerini birleştiren fiil şekli: tanınmış kişi, olmadık sözler, işleyen demir, yol gösterici yıldız, başkaldırıcı düşünceler, güler yüz, uçan kuşlar, gelecek yıl, yaşanacak ömür, batası yer, söylenesi söz, yıkılası ev vb. Bakımsızlıktan ormana dönmüş bahçeye kederle bakıyordu (K. Tahir, Esir Şehrin İnsanları, s. 70). İyiyi kötüden ayıracak gücü mü yoktu (Kemal Tahir, Yol Ayrımı, s. 275). Biraz sonra kahvedeki sessizliği hiç ürpertmeyen ve esrarkeş dalgasından uyandırmayan bir hadise oldu (S. Faik, Bütün Eserleri, s. 176). Dolduracağın çukurun dışında işin ne? (A. H. Tanpınar, Abdullah Efendinin Rüyaları: Erzurumlu Tahsin, s. 145). Herkesin bakmaktan korktuğu ve gözlerini kaçırdığı gözlerimiz... (P. Safa, Bir Tereddüdün Romanı, s. 91) vb. || Türkiye Türkçesinin, fiili, zamana bağlı olarak sıfatlaştıran başlıca sıfat-fiil ekleri şunlardır: -dIk / -dUk, -mIş / mUş, geçmiş zaman, -r geniş zaman, -An geçmiş ve şimdiki zaman, -IcI/-UcU süreklilik, -AcAk gelecek zaman, -mAz olumsuz geniş zaman: Eşyanın sükûneti, değişmez manzarası onun için hayatta bir teselli ve zevk kaynağı idi (A. H. Tanpınar, Abdullah Efendinin Rüyaları, s.26.) Sofa bir masal çölü gibi sessiz ve uçsuz bucaksızdı. İçimi korkuya benzer, küçülüşe, mini mini, aciz, zavallı bir hayvancık oluverişe benzer bir duygu kapladı ve ben hemen tam karşımda duran aynayı farkettim (T.Buğra, Yarın Diye bir Şey Yoktur, s. 103). Yolunun üzerinde salkım ağaçları ile gölgelenmiş, şadırvanı dolu bir cami avlusu vardı ki, böyle sıcak günlerde onu biraz nefes almak için adeta çeker, çevirirdi (R. H. Karay, Memleket Hikâyeleri: Vehbi Efendinin Şüphesi, s. 51). Gerçi vurulduğun gün bir çocuk gibi gülüyordun, bir kuş gibi ötüyordun ve okun değdiği yere bakıp: İşte göğsümde bir kızıl güç açtı diyordun (Y. K. Karaosmanoğlu, Erenlerin Bağından: Okun Ucundan, s.59). Memnunluğun en sarıcı terkibi: gurur ve güven (T. Buğra, Yarın Diye Bir Şey Yoktur, s. 151) vb.
