kaynamak ne demek? TDK anlamı ve açıklaması
1. nesnesiz Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak:
Su, 100 °C'de kaynar.
2. nesnesiz Yiyecek, içecek fokurdayacak derecedeki suda pişmek, haşlanmak:
"Doktorun sade kaynamış kahvesini söylemesini bekledi ve garson gider gitmez konuştu." - Tarık Buğra
3. nesnesiz Yerden çıkmak.
4. nesnesiz Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak.
5. nesnesiz Yara kapanmak, iyileşmek.
6. nesnesiz Mayalı bir şey kabarıp köpürmek:
Şıra kaynamış.
7. nesnesiz Mide ekşimek.
8. nesnesiz Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak:
Deniz kaynıyor.
9. nesnesiz Çok miktarda bulunmak:
"Gölün kuzey kıyısında iki mil kadar yürüdükten sonra suda bir açıklığa geldik, burası tam anlamıyla av kuşu kaynıyordu." - Mehmet Kentel
10. nesnesiz Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak:
Burada bir iş kaynıyor.
11. nesnesiz Gerektiği gibi yapılamamak:
Lafa daldık, ders kaynadı.
12. nesnesiz Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak:
"Gittikçe kaynayıp kabaran bir hiddet, taşmak raddesine gelmiş kelimelerle dudaklarına kadar çıkıp titriyordu." - Halit Ziya Uşaklıgil
13. nesnesiz Coşmak, heyecanlanmak.
14. nesnesiz, mecaz Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak.
15. nesnesiz, argo Arada kaybolmak:
"Değerli bir çalışma kaynadı gibi geliyor bana." - Selim İleri
Kelime Kökeni
Arapça mlw kökünden gelen imlāˀ إملاء "dikte etme, yazı yazdırma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice mlē מל "1. dolu, 2. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı" sözcüğünün ifˁāl vezni (IV) masdarı olabilir; ancak bu kesin değildir. Bu sözcük Aramice/Süryanice #mly מלי "doldurma" kökünden türetilmiştir.
Tarihte En Eski Kaynak
- [ Mukaddimetü'l-Edeb (1300 yılından önce) ]
