Mehmed Emin Resulzade (Azerice: Məhəmməd Əmin Rəsulzadə /mæmˈmæd æˈmin ɾæsulzɑːˈdæ/; 31 Ocak 1884 - 6 Mart 1955), Azerbaycan Türkü gazeteci, siyasetçi, devlet adamı ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin kurucusu. Onun "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!" ifadesi 20. yüzyıl Azerbaycan'ında istiklal harekâtının sloganı haline geldi.
Müsavat Partisi'nin kurucu genel başkanı olan Resulzâde, Mayıs-Aralık 1918'de Azerbaycan Millî Şûrası Başkanı olarak görev yapmıştır. Resulzâde Azerbaycan'ın ulusal bağımsızlık hareketine öncülük etmesinden dolayı Azerbaycan tarihinin en önemli şahsiyetleri arasındadır.
1947'de Türkiye'ye gelerek, 1949 yılında Azerbaycan Kültür Derneğini kurdu. 6 Mart 1955 tarihinde Ankara'da öldü.
{tocify} $title={İçindekiler}
Hakkında bilgi nedir?
27 Mayıs 1918 - 7 Aralık 1918
1. Himmet Partisi Merkezi Komitesi Başkanı (1904 - 1907)
Bakü, Rus İmparatorluğu
Ankara, Türkiye
Wanda (Leyla) Resulzade (e. 1936 - ö. 1955)
![]() |
| Mehmed Emin Resulzade imzası |
İlk yılları ve mesleği
Babası Hacı Molla Ali Ekber Resulzade, annesi ise Ziynet (Zinyet) Zal kızı'dır. İlk eğitim ve öğretimini ailesi yanında alan Mehmed Emin Resulzade, sonradan Teknik okula katılmıştır. 1902'de Müslüman Gençlik Cemiyetini kurmuştur. 1903'te ilk makalesi Şark-i Rus gazetesinde yayınlanmıştır. Sonradan Hayat, İrşad, Terakki ve başka gazetelerde makaleler yazmış, Tekamül (Bakü), İran-i Nev (Tahran), Açık Söz (Bakü 1915-1917), İstanbul'da yayınlanan Yeni Kafkasya (1923-1928), Azeri Türk (1928-1929), Odlu Yurd (1929-1931) ve 1933-1939'da Berlin'de yayınlanan Kurtuluş dergilerinin ve İstiklal gazetelerinin kurucusu olmuştur. 1952'de ise Mehmed Emin Resulzade rehberliği ile Azerbaycan dergisi kurulmuştur.
İran'da kaldığı 1908-1911 döneminde meydana gelen İran inkılabı sonrası isyancıların hürriyet ordusu Tahran'a girmiş ve İran'da meşrutiyet ilan edilmişti. Mehmed Emin, Tahran'da günlük çıkardığı Batılı tarzdaki ilk gazete olan İran-ı Nev (Yeni İran) gazetesinin müdürü ve başyazarı olmasına rağmen, bu girişimden vazgeçerek Türkiye'ye geldi.
Resulzade'nin gazeteci kimliğinin dışında yazdığı, birtakım kitaplar da yayınlanmıştır. Bunlardan biri olan, Azerbaycan Cumhuriyeti adlı kitabını 1922'de Türkiye'de yayınlamıştır.
Siyasi yaşamı
Rus-Japon Savaşı'nda Çarlık hükûmetinin yenilmesi Rusya'daki diğer milletler arasında özgürlük hareketleri yaratmış olmasına rağmen, hükûmet toparlanıp 1907 sonlarında bu tip siyasi faaliyetler gösteren kişileri izlemeye almıştır. Bu izlenenlerden biri olan Mehmed Emin Resulzade, 1908-1911 yılları arasında İran'da çalışıp, Settar Han harekâtı ile yakından ilgilenmiştir.
![]() |
| Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Parlamentosu'nun açılışı |
1911-1913'te İstanbul'da Türk Ocağı'nda çalıştı. 1913 yılında Bakü'ye döndü. Yine basın alanında faaliyetlere devam ettiği gibi, Müsavat Partisi ile de siyaset yapmaya başlamıştır. 1917'deki Ekim Devrimi sonrasında meydana gelen otorite boşluğunda, 28 Mayıs 1918'de Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmiş, sonrasında Azerbaycan Millî Şurası başkanı olmuştur. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı süresinde ülkeyi etkileyen birçok yenilik yapmıştır.
![]() |
| 1917 Rus Kurucu Meclisi seçim pusulası |
Kızıl Ordu'nun 27 Nisan 1920'de Azerbaycan'ı işgaliyle tutuklanarak hapse atılan Resulzade'nin cezası, Josef Stalin'in isteğiyle idam cezasından sürgüne çevrildi. Sürgün hayatını; Türkiye'nin, Polonya'nın ve Almanya'nın bazı şehirlerinde geçiren Resulzade, Azerbaycan'ın bağımsızlığı için çeşitli alanlarda çalışmalarını sürdürdü.
![]() |
| Mehmed Emin Resulzade Paris'te |
Fikirleri
- Bağımsızlığı güçlendirerek, enternasyonalist düşüncelerin önüne geçilebileceğini savunmuştur. Milliyetçilik fikrinin doğal, medeni ve ileri bir düşünce olduğunu, bilim ve kültürün gelişmesini ve yayılmasını teşvik ettiğini belirtmiştir. Bu yaklaşımın, insanlık kültürünün en doğal ve normal gelişim yolu olduğunu ifade etmiştir.
- Genç nesillere yönelik olarak, önceki nesillere atıfta bulunarak "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!" demiştir. Bayrağı tekrar yüceltme sorumluluğu olduğunu vurgulamıştır. Bu yolda kararlılık ve azimle hareket edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk hakkında düşünceleri:
"Ne İngiliz himayesi, ne Amerika mandası altında değil, o kurtuluşu yalnız hakimiyeti milliyeye müstenid, bilakayduşart müstakil bir Türk devleti tesis etmekte görmüştü. Onun dileği 'Ya ölüm, Ya istiklal' idi. Anadolu'ya o bu dilekle geçti, efsanevi İstiklal Harbi'ni başaran baş kahraman, Çanakkale zaferi üzerine, Sakarya ve Dumlupınar gibi zafer taçlarıyla bezendi. Tarihin üç büyük imparatorluğunu dizleri altına alarak istedikleri gibi parçalayan galipler, bir avuç Anadolu mücahitleri karşısında ricate mecbur kaldılar! "Başındaki kumandanı kaçmadıkça, Türk neferi hiçbir zaman kaçmaz" diyen büyük kumandanın sözü doğru çıktı. Ölüm beratı "Sevr" yırtıldı, istiklal vesikası "Lozan" yazıldı. Atatürk, bir milletin halasını yalnız kendisindeki kuvvetten beklemiştir. Bu fikir, onun gençliğe hitabında bilhassa belirtilmiştir. Muazzam eserinin müdafaasını emanet ettiği Türk Gençliğine "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" diyen Atatürk’ün Türk köylüsü ile neferi hakkındaki samimi fikirleri, malumdur. Ona göre, "Memleketin yegane efendisi köylüdür!"
![]() |
| "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!" |
Hakkında söylenenler
Nesib Yusufbeyli: "28 Mayıs 1918 Azerbaycan tarihinde büyük millî arzuların tahakkuk ettiği bir gündür."
Üzeyir Hacıbeyov: "Azerbaycan cumhuriyeti sağlam bir millî fikir ve Türklük şuuru üzerine kurulmuştur. İslam mezhepleri arasındaki zıddiyet ilk defa olarak burada tadile uğramış, Müslümanların tesanüdü fikrine büyük kıymet verilmiştir. Aynı zamanda Azerbaycan, çağdaş bir cemiyet kurmaya, Avrupalı bir zihniyetle çalışmaya azmetmiştir. Bayrağının üç rengi (Mavi, kırmızı, yeşil) bu üç umdenin timsalidir."
Röportajları
Resulzade hayatının sonlarında, 26 Ağustos 1951, 1952 ve 28 Mayıs 1953'te toplamda üç kez Azerbaycan halkına seslenmiştir.
![]() |
| Resulzade, Naki Keykurun, Hamide Keykurun, Hüseyin Yanardağ ve Ahmet Caferoğlu birlikte İstanbulda |
26 Ağustos 1951
Ben Mehmed Emin Resulzade Amerikanın Sesi radyosundan konuşuyorum. Hasretini çekdiğimiz Vatana seslene bilmek için buna müteşekkirim. Bu radyo Birleşik Amerika Devletleri'nin tarihini yazan demokrasi düşüncelerini yaymaktadır. Bu düşüncelerin iki temeli vardır: İnsanlara özgürlük, milletlere istiklal!
Bundan 33 yıl önce Birinci Dünya Savaşının sonunda çarlık rejimi çöktü; Vatanımızı istila ve istibdadı altında tutan Rusya İmparatorluğu dağıldı. Azerbaycanlılar yıllardan beri bekledikleri fırsatı ele geçirdiler; millî ve bağımsız bir Cumhuriyet kurdular...
Demokrasinin bu yüksek esaslarını sürdürmek için kurulan millî devlet iki yıl hayat sürdü. Tarihimizin en şanlı dönemi olan bu kısa sürede savaştan çıkan yurudunuzde emniyet temin edildi. Gerekli olan askeri ve adalet kurumları kuruldu. Sosyal reformlara başlanıldı. Millî eğitime önem verildi. Medeniyyet dünyası ile temas edildi. Komşularla iyi ilişkiler kuruldu. Sonuçta büyük Avrupa devletleri ve Birleşik Amerika tarafından Cümhuriyetimizin istiklali tanındı. Lenin ve Stalinin imzaları ile müslüman milletlerine sözde hürriyet ve istiklal vad eden bolşevikler işte türk ve müslüman dünyasında kurulan ilk cümhuriyeti Kızıl Ordunun üstün gücü ile zorladılar. Halkımız zulme karşı son nefesine kadar savaştı; fakat mağlup oldu. Neticede millî ordunu dağıttılar, millî önderlerimizi kesdiler, millî servetlerimizi yağmalayarak Moskovaya götürdüler. Tek kelime ile memleketi sovyetleşdirdiler.
Tarihin en acımasız istibdadını kuran bolşevikler sovyet rejimine utanmadan demokrasi söylüyordular. Sovyetlerle gerçek demokrasi arasında yerden göklere kadar fark vardır, vatandaşlar!
Değerli Azerbaycanlılar! Bütün dünya ile bağlantınız kopmuş ve yalnız kalmışsınız. Etrafınızda sizi dış dünyadan ayıran demir perde vardır. Başınız min bir bela ve felaketler içindedir. Bu belalı ve felaketli yaşamı bolşevik propagandacıları ideal bir hayat gibi sunuyorlar. Sovyetler dışında kalan dünyadaki hayatı felaketden ve sefaletden oluşan hayat gibi tasvir ediyorlar. İnanmayınız kardeşlerim! Dünyada özgür yaşayan, korku bilmeyen özgür insanlar, özgür milletler ve bağımsız devletler vardır. Bu milletlerin yaşadıkları memleketlerde insanın ne düşüncesine, ne vicdanına, ne de imanına tasallut eden yoktur. Özgür insanların birliğinden kurulan bağımsız milletler kendilerini yönetiyorlar.
Özgürlük ve millî istiklal ilkelerini bundan 175 yıl önce Amerika Birleşik Devletleri, 33 yıl önce de Azerbaycan beyannamesi ilan etmişlerdir. Bütün dünyanın saadeti gibi Azerbaycanın kurtuluşu da bu ilkelerin hepsinin gerçekleşmesi ile bağlıdır. Tekrar ediyorum - İnsanlara özgürlük, Milletlere istiklal!
Ölümü
6 Mart 1955 tarihinde, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi kliniğinde diyabet nedeniyle öldü. Son sözleri "Azerbaycan, Azerbaycan, Azerbaycan!" şeklinde oldu. Ankara Radyosu 7 Mart günü saat 22:45'te, ölüm haberini duyurdu.
![]() |
| Muhammed Amin Rasulzade ve arkadaşları Atatürk'ün mezarı önünde. |
8 Mart'ta Mehmed Emin Resulzade'nin arkadaşları Ankara'daki Hacı Bayram Camii'ndeki tabutunun başında nöbet tuttular. Ankara Belediye Başkanı Kemal Aygün de taziye için oradaydı. Ayrıca cenazenin önünde Azerbaycan Kültür Derneği, Milli Kütüphane, Türk Kütüphaneciler Derneği, Karslı Yüksek Öğrenci Yardımlaşma Derneği, Gazetecler Derneği, İdil-Ural ve Kırım Türkleri temsilcileri vardı. Cenazede Abdulvahap Yurtsever, Ahmet Caferoğlu, Mirza Bala Mehmetzade, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Sadri Maksudi Arsal, Cafer Seydahmet Kırımer, Abdullah Battal-Taymas, Zeki Velidi Togan gibi önde gelen isimler de oradalardı. Mehmed Emin Resulzade, Ankara'daki Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi.
Türkiye, İran ve Batı Avrupa'da birçok ülkede taziye mesajları yayınlandı. Türkiye'de 1993 yılında yaptırılan bir okula Mehmed Emin Resulzade'nin adı verildi.
Azerbaycan Kabinesi, Bakü'de Mehmed Emin Resulzade için bir anıtın dikilmesine ilişkin 26 sayılı, 13 Ocak 1993 tarihli kararı kabul etti. Azerbaycan cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, 29 Aralık 1993 tarihli "Azerbaycan'ın önde gelen sosyo-politik şahsiyeti Mehmed Emin Resulzade'nin doğumunun 110. yıldönümü hakkındaki" 79 Sayılı Kararnameyi imzaladı. İlham Aliyev, 22 Kasım 2013 tarihli "Mehmed Emin Resulzade'nin 130. yıldönümünü kutlamak hakkında" bir kararname imzaladı.
![]() |
| Mehmed Emin Resulzade heykeli |
Anısına yapılanlar
Mimari yapılar
- 1992'de Tatar bölgesinin yöneticisi Serdar Hamidov'un girişimiyle Mehmed Emin Resulzade için bir anıt yapıldı.
- 1993 yılında Zakatala'da Mehmed Emin Resulzade'nin bir heykeli yapıldı.
- 1999'da Bakü Devlet Üniversitesi'nden Mehmed Emin Resulzade'nin bir büstü kaldırıldı.
- Resulzade'nin adı 2000 yılında Bakü Devlet Üniversitesinden kaldırıldı.
- 2000 yılında Ağcabedi'deki bir büstü kaldırıldı.
- 2007 yılında Ağsu'daki heykeli kaldırıldı.
- 2007 yılında Kukla Tiyatrosu önüne anıt dikileceği bilgisini veren bir levha konuldu ve yerine çeşme yapıldı.
- 2011 yılında Kobustan'daki heykeli kaldırıldı ve arşivlendi.
- 2012 yılında Sabirabad'daki büstü kaldırıldı.
- 2012'de Tatar'daki büstü kaldırıldı.
![]() |
| 1000 Azerbaycan manatı (1993-2001) |
Günümüzde
- Resulzade'nin Novkhani'de doğduğu ev bir anaokuludur.
- Bakü Devlet Üniversitesi'nin bahçesinde "Buraya Azerbaycan halkının büyük düşünürü, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin kurucusu Mehmed Emin Resulzade'nin büstü dikilecektir" yazılı bir bilgilendirme panosu vardır.
- Novkhana'da bir heykeli vardır.
- Türkiye'nin başkenti Ankara'da adını taşıyan bir lise bulunmaktadır.
Eserleri
- Azerbaycan Cumhuriyeti Keyfiyeti Teşekkülü ve Şimdiki Vaziyeti (İstanbul, 1923)
- Asrımızın Siyavuşu (İstanbul, 1923)
- İstiklal Mefkuresi ve Gençlik (İstanbul, 1925)
- Rusya'da Siyasi Vaziyet (İstanbul, 1926)
- İhtilalci Sosyalizmin İflası ve Demokrasinin Geleceği (İstanbul, 1928)
- Milliyet ve Bolşevizm (İstanbul, 1928)
- Panturanizm ve Kafkasya Problemi (Rusça, Paris, 1930)
- Azerbaycan Problemi (Almanca, Berlin, 1938)
- İstiklal Uğrunda Mücadele (Lehçe, Varşova 1938);
- Azerbaycan Kültür Gelenekleri (Ankara, 1949)
- Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı (Ankara, 1950)
- Çağdaş Azerbaycan Tarihi (Ankara, 1951)
- Azerbaycan Şairi Nizami (Ankara, 1951)
- Milli Tesanüd (Ankara, 1978)
- Kafkasya Türkleri (İstanbul, 1993)
- İran Türkleri (İstanbul, 1993)
Bilbiyografya
- Nəsiman, Yaqublu (2013). Məhəmməd Əmin Rəsulzadə ensiklopediyası. Kitab Klubu MMC. s. 504 səh. ISBN 978-9952-8202-2-5
- "Məhəmməd Əmin Rəsulzadə və ictimai-siyasi ideallar". Hazar Üniversitesi Yayınları, Bakı, 2005. ISBN 9952-20-028-5.
- Şamil Qurbanov. Məhəmməd Əmin Rəsulzadə. Bakı, 2001.
- Tadeuş Svyataçovski. Rusiya və Azərbaycan. Sərhədyanı bölgə keçid dövründə.Hazar Üniversitesi Yayınları, Bakı, 2000. ISBN 5-7843-0015-6
- Janet Afary. The Iranian Constitutional Revolution, 1906–1911. Columbia University Press, 1996.
- "Məhəmməd Əmin Rəsulzadə – 1884–1955" Aydın Balayev. Moskva, 2009.










Mehmed Emin Resulzâde ile Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı konusundaki yaklaşımları tarihsel olarak karşılaştırıldığında oldukça dikkat çekici bir tablo ortaya çıkar.
YanıtlaSilMehmed Emin Resulzâde liderliğinde kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti (1918), kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıyan ilk Müslüman ülke olmuştur. Bu hak, 28 Mayıs 1918’de ilan edilen cumhuriyetle birlikte doğrudan ve kapsamlı şekilde verilmiştir. Hatta bu yönüyle Azerbaycan, birçok Avrupa ülkesinden bile daha erken bir tarihte kadınlara siyasi haklar tanımıştır.
Türkiye’de ise bu süreç daha kademeli ilerlemiştir. Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde:
• 1930’da belediye seçimlerine katılma hakkı,
• 1933’te muhtarlık seçimlerine katılma hakkı,
• 1934’te ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.
Bu açıdan bakıldığında, Resulzâde’nin kurduğu sistem kadınlara siyasi hakları daha erken ve tek aşamada tanırken, Atatürk döneminde bu haklar aşamalı bir reform süreciyle hayata geçirilmiştir.
Ancak önemli bir fark da şudur: Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kısa ömürlü olmuş (1920’de sona ermiştir), buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti’nde verilen haklar kalıcı olmuş ve kurumsallaşarak devam etmiştir.
Sonuç olarak her iki lider de kendi toplumlarında kadınların siyasi hayata katılımı konusunda son derece ileri görüşlü adımlar atmıştır. Resulzâde bu konuda tarihsel olarak erken bir örnek oluştururken, Atatürk ise bu hakları daha güçlü ve sürdürülebilir bir devlet yapısı içinde yerleştirmiştir.