girmek ne demek? TDK anlamı ve açıklaması
girmek, -er
1. -e Dışarıdan içeriye geçmek; kaçmak:
"Birlikte kiliseden içeri giriyoruz, ben topallıyorum." - Adalet Ağaoğlu
2. -e ► sığmak:
Elim bu eldivene girmiyor.
3. -e ► katılmak (I):
"Bugün edebiyat imtihanına girdim." - Yusuf Ziya Ortaç
4. -e Almak, fethetmek:
"Ordularımız İstanbul'a girdiler." - Memduh Şevket Esendal
5. -e İncelemek, ayrıntılara inmek.
6. -e Girişmek, başlamak:
"Kaçırdım gene ipin ucunu, bir türlü konuya giremiyorum." - Nurullah Ataç
7. -e ► bulaşmak:
Koyunlara kelebek hastalığı girdi.
8. -e Su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak:
"Şimdi git, at içinden sıkıntıyı. Denize gir. Yorul." - Necati Cumalı
9. nesnesiz Zaman anlamlı kavramlar için gelmek:
İlkbahar girdi.
10. -e Ağrı, sancı başlamak, saplanmak.
11. -e Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek:
"Göğün morlaşan kenarı eriyor, menekşe rengine giriyordu." - Ömer Seyfettin
12. -e İyice anlamak, iyice bilmek.
13. -e Kavgaya tutuşmak.
Yirmisine girdi.
15. -e Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak:
Tuz genellikle her yemeğe girer.
16. -e Yazılmak, başlamak:
Okula girdi.
17. -e, mecaz ► yüklenmek.
18. -e, hukuk Tecavüz etmek, bir yere geçmek:
Komşu, tarlamıza beş metre girdi.
Kelime Kökeni
Arapça mlw kökünden gelen imlāˀ إملاء "dikte etme, yazı yazdırma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice mlē מל "1. dolu, 2. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı" sözcüğünün ifˁāl vezni (IV) masdarı olabilir; ancak bu kesin değildir. Bu sözcük Aramice/Süryanice #mly מלי "doldurma" kökünden türetilmiştir.
Tarihte En Eski Kaynak
[ Mukaddimetü'l-Edeb (1300 yılından önce) ]
